KUZEY VİETNAM

Yorum bırakın
Asya / Hindiçini

Uzakta Asya’da bir ülke; Ufak tefek cesur insanları, filmlere konu olan savaş hikayeleri ve efsaneleri ile ejderhanın ülkesi Vietnam.

Dünya’nın pirinç kasesinin içine düşmek için Singapur aktarmalı uzun bir uçuş yapmak gerekiyor. Başkent Hanoi’nin kalbine yerleşen göle ulaşabildiğinizde sabahın ilk saatlerini tai chi ile karşılayanlara eşlik etmeye karar vermeye çalışırken gün çoktan başlamış olur. Sabah pazarına giden bisikletliler, şehirdeki yaklaşık altı milyon motor ile caddeleri paylaşmak zorundadır. Yirminci yüzyılın başlarında otuz beş eski caddesi bulunurken şimdi, turistlerin konfor ihtiyacını karşılamak için yapılan lüks yerleşim alanları ile büyümüş Hanoi. Boş verelim konforu, özgün Vietnam’ı yaşayalım denilen noktada Old Quarter yaşam alanınız olur.

Sokaklarda pişen Vietnam usulü yemekler, tencerenin yanında servis edilir ve kaldırımdaki küçük taburelerde yenir, kimse kimseyi incitmez, acele etmez, yüksek ses duyulmaz sokaklarda. Hijyeni göz ardı ederek taburelerin birinde geçen zamanın anısı cebe koyularak, klasik sert kahvesinin tadı damakta yola devam edilir.

Şehrin bir ucunda Bağımsızlık savaşının kahramanı Ho Chi Minh’in mozalesi ziyaret edilmeyi bekler. 1969’da ülkesinin tam zaferini göremeden hayatını kaybeden bu mütevazi devlet adamına halkın saygı ve sevgisi hiç eksilmez. Aynı bölgede bulunan savaşın izlerini taşıyan askeri müzeler, Vietnamlı aydınların ve siyasetçilerin hapsedilip işkence gördüğü hapishane yaşanılanları unutturmamayı görev edinmiş gibidir.

Hoan Kiem gölü kıyısında küçük bir tiyatro odasında kurtuluş efsanesini anlatır su kuklaları. Hikayeye göre düşmanlara karşı çaresiz kalan halk gökyüzünden yardım ister, O an alevler saçarak inen ejderha Ha long bay koyundaki kayaları oluşturarak masum insanları korumaya alır ve yollarını kaybettirdiği düşmanı telef eder. Sonra geri dönmeyerek suyun altında uyumaya çekilirken, kayalar gökten dökülen inciler olur Vietnamlılar için. Ejderha uyuyadursun, biz içimiz rahat, güvende hissederek daha kuzeye çevirelim rotamızı.

Derme çatma istasyondan Sapa’ya doğru gitmek için, yaklaşık on saatlik bir tren yolcuğu göze almak gerekiyor. Bu seyahat gece gerçekleştiği için uyku, yorucu uzun yolculuğun etkisini azaltabilir. Yataklı vagonun sarsıntısı ve merak duygusu ile sabaha karşı Lao Cai’ye vardıktan sonra araçla yetmiş dakika sonra “dağların kraliçesi” Sapa dağlarına ulaşırsınız. Karşılayan sisli hava “ hoş geldin” diye fısıldarken aslında burada ne aradığınızı merak eder. Bulutlar birazdan dökeceği muson yağmurlarına hazırlanırken, bambu ormanları dikkatiniz çekmeyi çoktan başarmıştır. Bölge ile birlikte havaya karışan yemek kokuları da değişmiştir. Deniz ürünlerinin yerini mangalda kızarmış et kokuları alır. Ne yediklerine değinmeden geçmek ve teraslar üzerine kurulu köye doğru gitmek zamanı şimdi.

Fransız sömürge dönemi zenginlerinin gözde tatil bölgesi şimdilerde kimlik kargaşası yaşıyor, bir tarafta güzel tarihi yazlık evler, diğer yanda yeni yapılan çarpık yapılaşma ilk göze çarpanlar. Aslında son zamanlarda artan yoğun turist ilgisinin telaşına kapıldıkları hissediliyor. Beş farklı etnik azınlıktan oluşan Sapa halkı etrafa doluşup düşüncelerimi bölüyor.

Bildikleri iki kelime İngilizce “benim bebeğim” ve “para” . Birkaç gün önce birlikte olduğum Vietnamlıların fiziksel ve karakteristik özellikleri ile o kadar farklılar ki biraz zamana ihtiyacım olduğunu düşünüyorum alışmak için. Saçları sağlıklı, uzun ve hiç eksik etmedikleri tarak asılı duruyor kafalarında. Gözleri simsiyah çekik biraz Kızılderili ırkını andırıyorlar.

Her azınlığın kendine özgü renk ve modelde giysileri olsa da ortak noktaları kadınların taktığı kocaman halka küpeler ve sırtlarında taşıdıkları bebekler. Vazgeçmeyeceklerini anladığımda tüm günü birlikte geçirmeyi kabul ederek, içime dönmek, tek başınalığın tadını çıkarmak gibi hayallerimi ertelemek en doğrusu geldi. Bir şey satamasalar da gölgeniz olmaya gönüllüler.

Bacaklarına güvenenler için trekking rotaları hevesle yolcularını beklerken, pirinç teraslarına ulaşmak için yol kenarında yürüyenlerin pes etmeye hiç niyeti yok. Aylardan nisan, beş ay sonra her yerin yemyeşil ve çok güzel olacağını söyledikleri zaman manzaranın güzelliğine çoktan kapılmış olmanın tarifi imkansız. Pirinç yetiştirmenin serüveni en az manzarası kadar etkiliyor çalıştıkları zor şartları görünce.

Etnik azınlıklardan en renkli dünyası kuzey batı da bulunan Bac Ha ‘da. H’mong kabilesinin insanları yetiştirdikleri sebzeleri el işlerini, hayvanlarını satmak için gün doğumundan öğlene kadar pazar kuruyor. Yaklaşık otuz kilometre süren bozuk, tozlu bir yoldan ulaşmanın zahmetinden midir bilemem ama ziyaretçi sayısı çok az . Sapa’nın en can alıcı köşelerinden birini tanımak ve pazarlarına dahil olmak özel hissettiriyor. Cau ca pazarındaki gökkuşağı renkli şemsiyelere, bunların ardına saklanmaya çalışan altın dişli kadınlara, çay tarlalarına, aldığımız bir avuç tozlu yer fıstığına veda etmenin vakti geliyor, Kızılırmak deltasına ulaşabilmek için.

Ninh Binh, Tonkin körfezine olan sahil sınırına, dokuz yüz kişilik nüfusa, ilkel ormanlara, antik mağaralara sahip kasaba. Battı batacak hissi ile tedirgin eden tahta kayıkların götürdüğü dünyada, üzerinizden uçan gümüş sülünler, lotuslar, pirinç tarlaları, salyangoz toplayıcıları, istiridye avcıları var. Bununla kalmayıp size sürpriz yaparak nehir kenarında görünen Asya maymunları, kireç taşından oluşan kayaların arasında süzülen kayığınıza eşlik edebiliyorlar.

Tam Coc’ta üç saatlik bir gezi en fazla iki metrelik tavanları olan mağaralara girip çıkarak belki su altında uyuyan ejderhanın horlamasını duymaya çalışmak, kürek çekmek için ellerini değil ayaklarını kullanan Vietnamlı kadınların bir şeyler satabilmek için yanaşmaları, aniden boşalan yağmurun şemsiyeyi açamadan iliklere kadar ıslatması, tüm bunlara tapınakta yakılan tütsü dumanının tanık olması. Zamanı unutturan “an”lar olarak kalıyor.

Kuzey Vietnam, inatçı, inançlı, güzel insanların, güzel yüreklerinde yeşeriyor, özgürleşiyor.

Aklınızda bulunsun;

Yeşil pasaport hariç, vize uygulanıyor.

Para birimi dongh, otellerde rahatlıkla döviz değiştiriliyor.

Alışverişlerde pazarlık yapmak gerekiyor.

Turistlere yönelik yeme içme konaklama yerleri oldukça fazla

Asya’nın suç oranı en düşük ülkesi, özgürce dolaşabilirsiniz.

Havanın nemli ve sıcak olmasından hafif ince giysiler tercih edilmeli

Portre fotoğraf çekmek için mutlaka izin alınmalı çok hevesli değiller.

Yediğiniz yemeklerde, köpek eti bulunma olasılığı yüksek. Tercih etmiyorsanız dikkatli olun

Sakin ve sabırlı olup aşırı hareketlerden kaçınmalı. Genel olarak güler yüzlü ve dost canlısı insanlar.

İlaçlarınızı unutmayınız , özellikle böcek ilacı, sinek kovar mutlaka bulundurun nehirdeyken.

 

Nazan AŞKALLİ

Gazella Turizm Vietnam Turları

Gazella Turizm Vietnam

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s