Ağustos Ayı Gezilecek Yerler

Yorum bırakın
Asya

“Ağustos” kelimesi bir rivayete göre Roma İmparatoru Caesar Augustus’tan gelmekte imiş. Harman ayı olarak da bilinen Ağustos, genelde bizlere yılın en sıcak günlerini yaşatıyor. Dünyanın bazı bölgelerinde ise farklı mevsimler, farklı doğa olaylarına şahit olmak mümkün bu ayda.  Biraz deniz, biraz iyi yemek, biraz festival, biraz sanat, biraz müzik, biraz doğal ortam dedik ve sizin için Ağustos ayı gezi listesi oluşturduk:

  • Karayipler

Kasırga dönemi olarak anılsa da Ağustos’ta Karayipler’de olmak hala iyi bir fikir. Bu mevsimde bölgede denizler genelde en sakin hallerinde, görüntü muhteşem, kalabalıklar azalmış, belki de bu cennet mekanın hakkını verebileceğiniz en iyi zamanlar. Riviera Maya’da yüzebilir, dalış yapabilir, zararsız köpekbalıklarına rastlayabilirsiniz. Örneğin Bloody Bay Marine Park, Karayipler gezinizde görüp görebileceğiniz en ilginç deniz canlıları ile sizi büyüleyecektir. Dalış dışında yapabileceğiniz aktiviteler arasında trekking ve rüzgar sörfü yapmak da var. Dalış alanlarına tekne ya da kıyıdan erişebiliyorsunuz.

  • Kosta Rika

İspanyolca’da anlamı “zengin sahil” olan Orta Amerika ülkesi Kosta Rika, gerçekten de zengin sahil şeritlerine ve muazzam plajlara sahip bir bölge. Yıl boyunca sıcaklık ortalaması 25-28 derece. Kosta Rika’daki ilginç yemekleri mutlaka deneyin. Fasülyeli pirinç yemeği Casados, tavuklu pirinç yemeği Arroz con pollo, bocas adındaki atıştırmalıklar, farklı patatesler bu ülkenin kendine özgü lezzetleri. Her yıl Ağustos ayında San Jose’de gerçekleşen Credomatic müzik festivalini de kaçırmayın.

Kosta Rika hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

kosta rika.jpg

  • Brezilya

Temmuz-Ağustos aylarında Brezilya’da kış olduğundan, ulaşım için en uygun biletleri bulabilirsiniz. Brezilya’nın yumuşak soğuğunda birçok şey için daha şanslısınız. Örneğin Rio de Janerio’nun Corcovado Dağındaki Cristo Redentor heykelinin; yani Kurtarıcı İsa Heykeli’nin manzarasından Rio’ya bakmak için yaz mevsimindeki turist akınında girilen sırada saatlerinizi kaybetmeyeceksiniz.  Ağustos,  meşhur Copacabana sahilini bomboş bulabileceğiniz tek ay olabilir. Sao Paulo’da Fundação Parque Zoológico adında çok keyifli bir hayvanat bahçesi var, görmenizi tavsiye ederiz. Her yıl Ağustos ayında dev bir stadyumda düzenlenen kovboy festivalinde rodeo gösterisi kaçırılmaması gereken bir olay. Gramado Film Festivali de her yıl Ağustos sonunda gerçekleşiyor.  Ülkede İngilizce bilen sayısı az; başınıza gelebilecek tehlikelere karşı tedbirli olmakta fayda var.

 Brezilya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

 Brezilya Turlarımız için tıklayınız.

brezilya.jpg

  • Doğu Afrika Safarileri

 Doğanın en önemli gösterilerinden biri kabul edilen Büyük Antilop Göçü, her yıl Afrika’da, Tanzanya ve Kenya topraklarında yaşanıyor. Bir milyonu aşkın “aksakallı gnu” adlı antilop ve iki yüz bin kadar zebranın yiyecek içecek bulmak için çıktığı bu zorlu yolculuk, binlerce turisti Afrika’ya çekiyor. Doğu Afrika’ya bir safari planlıyorsanız ve hayvanların Tanzanya’dan Kenya’ya geçmek için timsahlara yem olma pahasına Mara Nehri’ni aşarak yaptıkları tehlikeli yolculuğu en izlemek isterseniz, bu kamplardan birinde Ağustos ayı için yer ayırtın. Mara nehri milyonlarca antilop ve zebranın görkemli geçişine ev sahipliği yapmaktadır.

 Kenya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Kenya Turlarımız için tıklayınız.safari.jpg

  • Japonya

 Bu ay Japonya’da gerçekleşen en önemli festival Hanabi festivalidir. Hanabi Japonya’da gerçekleşen havai fişek gösterisidir. Eğer Fuji Dağı’na çıkmak için de doğru bir zamandır Ağustos. 2013’te UNESCO Dünya Mirası Listesine alınan Fuji Dağı, Tokyo’nun simgesi. Yazın her yaştan Japon, adeta hac yolculuğuna çıkar gibi, ailesiyle bu dağa tırmanıyor. Tırmanış 7 saat sürüyor. Elbette ki amaç zirveden gün doğumunu seyretmek. Bu nedenle bir gün önceden karanlığa kalınmayacak bir saatte tırmanışa başlamak en ideali. Yine her yıl Ağustos ayında dünyanın en geniş sanat festivali olan Echigo-Tsumari Sanat Festivali devam ediyor.

 Japonya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Japonya Turlarımız için tıklayınız.

japonya.jpg

  • Memphis, Tennessee

 

Elvis Presley 16 Ağustos 1977 yılında Tennessee Memphis’de ki malikanesinin banyosunda ölü bulunmuştu. Elvis Presley’in malikanesi Graceland, Memphis Havalimanı’ndan taksiyle sadece 10 dakikalık mesafede. Burası efsane şarkıcının ailesiyle ölünceye kadar yaşadığı, birçok anıyla dolu, burası, bahçesinde mezarının bulunduğu ev. Efsanevi şarkıcı her yıl 9-18 Ağustos tarihlerinde anılıyor, evi ziyaret ediliyor. ABD‘de Beyaz Saray ve Biltmore House‘dan sonra en çok ziyaret edilen ev her yıl 600.000’in üzerinde ziyaretçi tarafından geziliyor. Elvis’in ilk plağını ve birçok ünlü müzisyenin albümlerini yaptığı Sun Stüdyoları’na da turlar var. Beale sokağı da Memphis’te görülmesi gereken yerlerden. Neredeyse 24 saat canlı bir sokak: barlar, kulüpler, restoranlar, sürekli canlı müzik… Müziğe doyulan bir gezi olacağı kesin.

Temmuz Ayı Gezilecek Yerler

Yorum bırakın
Asya

Heyecanla beklenen yaz aylarından, en masumudur Temmuz. Hafif rüzgarlar, akşam esintileri hala hayatımızdadır bir yandan da güneş hiç aratmaz kendini, bunaltmadan ama ısıtarak eşlik eder günlerimize.  Tatilin en alışılagelmiş en kanıksanmış ayıdır Temmuz. Daha siz farkına varmadan bilinçaltınız ‘tatil’ mesajları gönderirken size; biz de hem uzakları yakın edecek, hem de yakınlardakileri bize hatırlacak bir gezi listesi hazırladık sizlere.

  1. St. Petersburg

Temmuz ayını tatil için bu kadar güzel yapan sebepler arasında ilk sıralarda yer alır, St. Petersburg ve Beyaz Geceler. Rusya’nın ve hatta Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biridir St. Petersburg. Rus mimarisinin etkilerinin en net görüldüğü yapılar sarar etrafı, müzeler şehri olarak da bilinir.Görkemli yapıları;zarif köprüleri, ihtişamla dolanan kanallarıyla Rusya’nın Avrupa’ya açılan penceresidir aynı zamanda. Gezmeye zamanın asla yetmeyeceği bu büyülü şehirde; güneşin hiç acelesi yokmuşcasına tüm gün tepenizde süzüldüğü Beyaz Geceler dönemi, tatil için en ideal zamandır St. Petersburg için. Hava kararmadan şunları da yapalım telaşını es geçip kendinizi durmuş zamana bırakarak, rahatça tatilin tadını çıkabilirsiniz.

St.Petersburg hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

St.Petersburg Turlarımız için tıklayınız.

st-petersburg-4.jpg

  1. Botswana

Keşfedilecek binbir mucizeyle dolu Afrika kıtasının gizli kalmış cennetlerinden biridir Botswana. Dünyanın en büyük üçüncü şelalesi olan Viktoria Şelalerine açılır bir kapısı. Diğer yandan dünyanın denize dökülmeyen en büyük deltası Okavango’ya ev sahipliği yapar Botswana.Chobe Milli Parkı Afrika’daki tüm milli parklar gibi bir çok canlının yaşam alanıdır. Hem karadan hem de Okavango üzerinden yapabileceğiniz safarilerle dünyayı paylaştığımız diğer türlerle tanışma şansımız da vardır.

Botswana hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Botswana Turlarımız

botswana-8.jpg

  1. Zanzibar

Tanzanya’ya bağlı; birden çok adadan oluşan adadır Zanzibar. Turkuaz mavisi denizi ve altın rengi kumlarıyla hayal dünyası gibidir. Birbirine yakın çok sayıda ada arasında, balıkçı tekneleriyle heyecanlı bir keşfediş serüvenine çağırır sizi. Siyahların sahili ya da siyah kıyı anlamına geln Zanzibar’da baharat kokuları eşlik ediyor size, siz güneşin tadını çıkarırken. Bir yanda egzotik havasıyla, diğer yanda mimarisi ve tarihiyle keşfedilmek için tek eksiği ‘siz’siniz bu adanın.

Zanzibar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Zanzibar Turlarımız

zanzibar-kumsal.jpg

  1. Gürcistan

Yanıbaşımızda, şimdiye kadar küçücük bir ülke diye yoksaydığımız bir ülke Gürcistan. O kadar yakın ki, elimizin altında bildik belki de ve bu yüzden hep sırtımızı döndük bu ülkeye, tatillerimiz için listeye bile giremedi. Tiflis’in bir medeniyet hikayesi gibi süzülen ve tarihinin her parçasından ayrı ayrı sunumlar yapan sokakları, taş binalardan oluşan kiliseleri ve camileri ile yıllardır bakmalarına rağmen kendilerinin bile manzaraya doyamadığı kaleleri, Aşk Şehri Signagi’nin bir resim gibi çzilmiş caddeleri, kısacası nehirleri,dağları hatta tüm doğasıyla yanıbaşımızda bize kucak açmış bir tarih.

Gürcistan hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Gürcistan Turlarımız

GÜRCİSTAN ANANURİ.jpg

 

  1. Boryeong Çamur Festivali — Boryeong, Güney Kore

Kim derdi ki; 90’lı yılların sonunda yerel bir kozmetik markasının bölgedeki çamurun ne kadar faydalı olduğunu ve kozmetik ürünlerinde bu çamuru kullandığını duyurmak ve reklamını yapmak için başlattığı etkinlikler, günün birinde kocaman bir festivale dönüşşün ve dünyanın en ünlü festivalleri arasına girsin. Her yıl Temmuz ayında 2 hafta boyunca kutlanan festival, o günlerden bugüne eğlence olarak katlanarak büyümüş durumda. Aklınıza gelebilecek her türlü sporun başına ‘çamur’u ekleyerek festival alanında bu etkinliklere katılabilirsiniz. Tabiki en başa ‘çamur banyosu’nu yazmanızda fayda var.

Güney Kore hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Güney Kore Turlarımız

 

  1. Full Moon Festivali – Koh Phangan, Tayland

Her dolunayda Koh Phangan plajında binlerce turistin ve yerlinin akın etmesiyle kutlanan Dolunay Festivali.Dolunay altında rengarenk bir sahil, tüm gün ve tüm gece dans eden insanlar, ruhunuzu gençleştirecek bir enerji. Yıl içinde birden çok opsiyonu bulunsa da festivalin en çok katılımcı bulduğu aylardan biri Temmuz. Aynı zamanda Noel arifelerinde de , Noel’i ve Dolunay’ı birleştirmek isteyen gezgin çok. Biz bu ayda önersek de siz Tayland rotanıza bir şekilde dahil etmelisiniz bu festivali. Hangi zaman sizin için en iyisi karar vermek sizden; en az 3 yaş genç döneceğinizi temin etmek bizden.

Tayland hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

 

Karakurum’da Mistik Yolculuk

Yorum bırakın
Hindistan Alt Kıtası

Kuzey Hindistan, kafamızdaki tipik Hindistan’dan çok farklı bir coğrafya… Kuzeybatısında Keşmir Bölgesi, yemyeşil tepeleri, akarsuları ve ormanlarıyla Karadeniz’in yaylalarını andırıyor. Kuzeydoğusundaki Ladakh Bölgesi ise 6 bin metreye varan sarp dağları ve kurak doğasıyla size dünyanın en yüksek coğrafyasında olduğunuzu hatırlatıyor. Burada izole hayat süren insanların evlerine konuk olduk, dünyanın en yüksek motorlu araç geçişinden geçtik, hatta Dalai Lama’nın yaz adresi Ladakh’da tapınakların arasında kaybolduk…

Himalayalar ve Karakurum Dağları arasında kalan Ladakh Bölgesi’ne yılda sadece 15 santimetre yağmur yağıyor. Zaten Ladakh’ın kelime anlamı ‘geçişler ülkesi’. Başkent Leh tam 3.500 metre irtifada kurulmuş. Bu yüzden neredeyse deniz seviyesinde olan Yeni Delhi’den 1.5 saatlik uçuşla Leh’e vardığınızda iki saat içinde oksijen azlığından cin çarpmışa dönüyorsunuz. Deniz seviyesinden 3.500 metreye bu kadar ani çıkmak, yorum yapmaya gerek kalmayacak şekilde etkisini gösteriyor. Biz ilk akşamı zihinsel bulanıklık, halsizlik, baş ağrısı ve kusmayla geçirdik. Bazılarımız yüksek irtifa hastalığının etkilerini azaltmak için ilk iki-üç gün ilaç kullandık. Doğru olan aslında Leh’e gelmeden 24 saat önce ilaca başlamaktı.İlk gün Leh’de, şehrin içinde yapılan geziden bir şey anlamak pek mümkün değil. 16 ve 17. yüzyıllar arası bir tepeye inşa edilen Leh sarayı, bölgesinde zamanının en heybetli yapısı olmuş. Şehrin her yerinden görülebiliyor. Sarayın 70 metre yukarısında başka bir tepede Namgyal Tsemo Manastırı var. Diğerlerinin yanında çok değerli olmasa da şehri bu tepeden kuşbakışı görebiliyorsunuz. Leh’in çarşısı 150 metre boyunda bir cadde ve Türkiye’nin güneyindeki turist çarşılarına benziyor. Otantik olarak gösterilen Budist tespihleri veya diğer yerel parçalar korkunç pahalı. Diğerlerinin de seri üretim oldukları çok belli. Kısacası Leh’e yarım gün yetiyor.

1.jpg

İzole şekilde yaşayan halk

Tibet Budizmi, Ladakh Bölgesi’nde hâkim din. Hem coğrafi şartların sertliği hem de ekonominin ilkelliği sebebiyle Budizm günlük yaşamın önemli bir parçası olarak hüküm sürmeye devam ediyor. Tarım neredeyse yok gibi. Açıkçası gittiğimiz yerlerde ben hayvancılık da göremedim. Bölgenin kuzeyine gittikçe Müslüman nüfus artıyor. Kaşmir için Pakistan ile yaşanan düşük yoğunluklu savaşlar bölgeyi tamamen askeri bölge yapmış. Aslında bu coğrafyada ulaşımın nispeten bu kadar rahat olması Hindistan’ın olası bir Pakistan saldırısında ikmal yollarını açık tutmak istemesinden kaynaklanıyor. Her yerde askeri kamyonlar ve askeri birlikler var. Sık sık kontrol noktalarından geçiyorsunuz. Bölgede 1999’da yaşanan Kargil Savaşı’ndan sonra ortalık durulmuş durumda ama ara sıra sınır taciz atışları oluyormuş.

2.jpg

Ladakh Bölgesi’ne geliş sebeplerimizden biri bölgenin batısında yer alan Aryan halkını yerel kıyafetleri ile fotoğraflayabilmekti. Bugün sadece dört köyde izole şekilde yaşayan 4 bin kadar nüfusa sahip Aryan halkı dillerini ve ırklarını korumayı başarabilmiş. Bölgedeki halktan çok daha açık tene sahipler ve renkli gözleri var. Aslında bir Balkan köyünü ziyaret ettiğiniz izlenimine kapılıyoruz. Bir mite göre ataları bölgeye sefer düzenleyen Büyük İskender ile gelmişler ve burada kalmışlar. Yaşadıkları coğrafya Leh’e göre daha aşağıda ve nispeten daha yeşil. Bizim ziyaret ettiğimiz Dha ve Hanu köylerine gitmek için, buzul sularıyla beslenen İndus Nehri boyunca üç saat yolculuk yapmak gerekiyor.

3.jpg

Sonra dağların ardındaki Nubra Vadisi’ne gitmek için Leh şehrine geri dönüyoruz. Ertesi sabah erkenden otelden çıkıyoruz. Otelimiz Leh şartlarına göre süper konforlu. Otelde kalanlar daha çok serin havaya gelen Hintliler. Yemeklere alışmak bizim açımızdan mümkün değil. Oldukça baharatlı ve çok acılar. Bu kadar araba yolculuğunun olduğu bir seyahatte kimse işini şansa bırakmak istemiyor. Spagetti ve kızarmış pilava doyuyoruz. Acısız noodle bile acı. Gideceğimiz Nubra Vadisi’nde çok önemli Budist tapınakları var. Ayrıca orada yine yerel giysileriyle bu sefer bir Ladakh ailesini fotoğraflayacağız. Yol aşağı yukarı 170 kilometre ama varmak 4.5 saat sürüyor. Karakurum’un bir uzantısı olan Ladakh Sıradağları’nı aşmak için otelden çıkar çıkmaz yükselmeye başlıyoruz.
5.jpg

Dünyanın en yüksek motorlu araç geçişi

Yaklaşık 1.5 saat sonra dünyadaki gayri resmi en yüksek motorlu araç geçişi olan Khardung La varıyoruz. Rakım 5600 metre… Fotoğraflamak için çıktığımızda irtifadan kafalar tekrar bir hoş oluyor ve çok oyalanmamak gerektiğini anlıyoruz. Bulunduğumuz noktadan Karakurum ve Zanskar sıradağlarının karlı tepelerini görebiliyoruz. İniş yolumuz, geliş yolumuzdan daha dar ve bozuk. Dönemeçler o kadar dar ve keskin ki, araçlar virajları dönerken korna çalıyorlar. Karşıdan askeri araç konvoyu geldiğinde bir cebe sığınıp konvoyun geçmesini bekliyoruz. Yol kalabalıklaştıkça cepte bekleme süreleri artıyor. Nubra’ya indiğimizde nehre paralel bir yol izliyoruz. Vadinin etrafı 1500 metrelik dağlarla çevrili.

Herkese ‘Cu Ley!’

Hepsi barındırdığı metale göre güneşin ışığında farklı bir renge bürünüyor. Nehrin (bahar ayları) geçtiği yerlerde yer yer kavak ağaçları ve çalılıklar var. Gökyüzündeki bulutların gölgeleri vadiyi tararken manzaradan gözümüzü ayıramıyoruz. Otelde kısa bir yemek yiyip aileyle buluşmak için yola koyuluyoruz. ‘Cu Ley’ (Türkçe telaffuzu) Ladakh dilinde selam demek. Birisiyle karşılaşıldığında söyleniyor. Evin en yaşlı kişisine ait olan bu evin mutfağında (aynı zamanda oturma odası) çekimleri gerçekleştiriyoruz. Burayı köy halkı tören günlerinde toplanmak için kullanıyormuş. Yine yöresel kıyafetler ile Ladakh kadını dünyanın başka bir yerinde olduğumuzu hatırlatıyor. Geleneksel odun ocağı ve mangal ateşi köy ortamında bile artık pratik olmaktan çok uzak. İşler daha modern aletlerle hallediliyor. Nubra Vadisi’nde çok ufak kumullar var. Burada çift hörgüçlü develerle dolaşmak mümkün. Daha önce kumul görmemiş olanlar için denenmeye değer.
7.jpg

Dalai Lama’nın yaz adresi

Ladakh Bölgesi’nin en önemli çekim noktaları Budist tapınakları. Her bölgenin kenarında Budist tapınakları var. Bunlar genelde Budist rahiplerin izolasyonunu temin etmek için yüksek tepelere, yerleşim yerlerinin uzağına kurulmuş. Ladakh’a Budizm Tibet’ten gelmiş. Dalai Lama’nın tapınaklar üzerinde güçlü bir etkisi var. Dalai Lama yazlarını Ladakh’da geçirmekte. Bu yüzden buradaki tapınaklar Tibet’dekiler gibi sıkı yönetiliyorlar. Budist rahipler fotoğraf çektirmekten hoşlanmıyorlar ve dua odalarında fotoğraf çekmek genelde yasak. Bunun için rehberinizin sıkı bağlantıları olması ve ısrar etmeyi kabul etmesi lazım. Neyse ki fotoğraf arkadaşım, Gazella Turizm’in sahibi Velit Gazel yanımızdaydı ve onun bağlantılarını bol bol kullandık.

İlk manastır ziyaretimiz, Leh’e 127 kilometre mesafede bulunan ve 11.yy’de kurulan Lamayuru Manastırı’na oldu. Burada maskelerle yapılan dansların olduğu ve yılda bir kez düzenlenen iki günlük Yuru Kabgyat Festivali vardı. Ladakh’a küçük Tibet dendiği için buradaki manastırlar hem aktif hem de çok iyi korunuyorlar. En önemlileri Hemis, Thiksey, Spituk, Likir. Bu yapılardan başka her yerleşim bölgesinin girişinde ve yol etrafında stupa denen, boyu bir metreden anıt mezar büyüklüğüne varan yapılar görüyorsunuz. Bunlar hem kutsal alanları işaretlemek hem de yakılan insanların küllerini gömmek için kullanılıyor.
9.jpg

Manastırların bir tanesinde, manastırın ruhani liderinin reenkarnesi olan bir çocukla tanışma fırsatı bulduk. Yeniden doğuş, anne-babası için ne kadar gurur verici olsa da çocuk için hayat boyu sürecek bir yalnızlık ve taşınması gereken ağır bir sorumluluk demek. Şartları, manastıra verilen çocuklardan çok daha iyi olsa da hayatını, onlardan yalıtılmış bir şekilde büyükler arasında geçirecek.
10.jpg

Cep telefonları çekmiyor

Ladakh Hindistan’a ikinci veya üçüncü defa gitmek isteyenler için iyi bir alternatif. Yalnız rehberiniz ve yer hizmetleriniz çok iyi olmak zorunda. Uzun araba yolculuklarına hazır olmak gerekiyor çünkü ilgi çekim noktaları Leh şehrinden çok uzak mesafedeler. Karların yollardan çekildiği mayısın ilk haftaları gitmek iyi bir zaman olabilir. Leh’de cep telefonları çekmiyor.

Ya yerel bir hat alacaksınız ya da oteldeki çok sınırlı internet ile idare edeceksiniz. Yükseklik farkını dikkate almak kesinlikle şart. Haziran ayında hava sıcaklığı 15 ile 25 derece arasında değişiyor. Yeni Delhi 40 derece civarında. Yeni Delhi’deki eski şehrin pazarında bisiklet ya da taksiyle kısa bir tur yapmayı ihmal etmeyin.

Ralfi Çukuril

22.07.2018 Hürriyet – Seyahat Yazısından alıntır.

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/karakurumda-mistik-yolculuk-40902943

Hindistan hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Hindistan Turlarımız için tıklayınız.