LATİN AMERİKA’NIN GÜNEŞLİ KAPISI: MIAMI

Yorum bırakın
Kuzey Amerika

Haritaya baktığımızda Miami en altta sağda, güneydoğuda yer alıyor. Atlas Okyanusu kıyısına kurulu bir sahil kenti. Kent anakara ile doğudaki Biscayne Körfezini kuzeyden güneye kapatan plaj uzantıları üzerine kurulmuş. Bu toprakların ilk sahipleri Seminol kızılderililerinin dilinde “mayema” sözcüğü “tatlı su” anlamına gelirmiş, “Miami” adının buradan geldiği söyleniyor. Kentin takma isimleri “Büyülü Kent”, “Latin Amerika’nın Başkenti” ve “Amerika’ların Kapısı”. Florida eyaletinin gözde şehirlerinden biri olan Miami, Amerika‘nın diğer yerleşimlerinin klasik yapısına oranla farklı görüntülere ve kültürlere sahip etnik bir yapı gösteriyor. Halkın önemli bir bölümü “hispanik” olarak adlandırılan Kübalılardan, Haitililer ve Karayipliler’den oluşuyor. Bu nedenle de Miami şehrinin bu ırkların kültürlerini ve canlılığını yansıtıyor. Şehirde konuşulan ağırlıklı dil İspanyolca. Başlangıçta Miami nehri etrafında kurulmuş olan şehir, mükemmel kumsalları, 24 saat canlı gece hayatı ve dünyaca ünlü gemi seyahatlerinin (cruise) merkezi olması gibi özellikleri ile öne çıkıyor.

Kent merkezi Downtown Miami ızgara gibi birbirini dik kesen cadde ve sokaklar boyunca iş merkezleri, alışveriş ve eğlence merkezlerine ev sahipliği yapıyor. Bu bölge Miami’nin “Farklılığın Şehri” olarak adlandırılmasına neden olan dinamik çeşitliliğin özelliklerini çok iyi yansıtıyor. Ayrıca Downtown Miami kültürel etkinliklerin de merkezi. Birçok sanat gösterisinin ve stand up komedi şovlarının yer aldığı ünlü Olympia Theater bu bölgede bulunuyor.

Downtown Miami’nin hemen batısında yer alan Little Havana, Küba’nın küçük bir kopyası. Küba’ya hiç gitmeden Küba’yı görmüş gibi oluyorsunuz. Sokaklar, caddeler, evler kısaca her yer Küba’dan esintiler taşıyor. Her yıl Mart ayında bu bölgede düzenlenen ve yaklaşık bir milyon kişinin katıldığı Calle Ocho festivali Kübalılar’in geleneklerine sadık kaldıklarını gösteriyor. Buranın kuzeyinde bir zamanlar Lemon City olarak anılan bölge Haitili göçmenlerin gelip yerleşmesinden sonra Little Haiti adını almış. Karayip kültürüyle Amerikan ruhunun esintilerini taşıyan bölgede egzotik mimarisiyle ünlü Carribbean Market Place adlı alışveriş merkezi görülmeye değer yerlenden.

Ünlü Miami Beach beyaz kumlu sahilleri, masmavi denizi ve ünlülerin boy gösterdiği neon ışıklı birbirinden cazip gece kulüpleriyle doğuda sahil boyunca uzanıyor. Miami Beach’in batı köşesinde bulunan Palm, Venedik, Star ve Hibiscus adaları birçok ünlü sanatçının lüks içinde yaşamlarını sürdürdüğü evlerinin bulunduğu küçük adalar. Ayrıca Miami Beach, her tür ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz alışveriş mağazaları sayesinde hem tatil hem de alışveriş düşünenler için ideal bir yer.

Güneydeki South Beach belki de gerçek Miami atmosferini yaşayacağınız bölge. Kentteki en önemli 20. yüzyıl oluşumu olan Art Deco Tarihi Bölgesi (Art Deco Historic District) burada. Bu semtte, 1920, 30 ve 40’lı yıllara ait, çoğunu filmlerden tanıdık bulduğumuz 800’ün üzerinde yapı bulunuyor. Birbirinden renkli, aynı tarz içinde değişik mimarili yüzlerce yapı dikkatinizi çekiyor. “Art deco” adı verilen mimari akım bu bölge ile özdeşleşmiş. El emeğine değil sanayi üretimine dayalı, minimalist, geometrik desenli ve bir dönemi yansıtan bina cephelerini izlemek çok keyifli. Buradaki Lummus Park boyunca uzanan Ocean Drive sahilde ilginç insanların dolaştığı ve birbirinden değişik kafe, restoran ve barların yer aldığı bir yürüyüş yolu.

Kıyıdaki Coconut Groove bir açık hava alışveriş, yeme içme ve eğlence bölgesi. Yıl boyu gösteri ve festivallerin eksik olmadığı bölge en eski ve en canlı yerlerin başında geliyor. Bölgede bulunan Miami Uzay ve Bilim Müzesi merakı olanlar için kaçırılmması gereken bir fırsat.

Kentin güneyinde ağaçlarla çevrili caddeleri, birbirinden güzel bitkilerin bulunduğu parkları ve fıskiyeli havuzlarıyla Avrupa’yı anımsatan Coral Gables yerel halkı tarafından “City Beautiful” (Güzel Şehir) olarak da biliniyor. Akdeniz esintilerini yansıtan bölgede Miami’nin en eski üniversitesi olan University of Miami yer alıyor. Bölgede birinci sınıf sayılabilecek birçok restoran damak zevkine düşkünleri mutlu etmeye yeterli.

“Vur patlasın çal oynasın” tarzına yaklaşan bir eğlence yaşamı ile ön plana çıkan Miami, zengin bir sanatsal ve kültürel birikime de sahip. Bitip tükenmeyen gösteri ve eğlence etkinlikleri, dinamik bir kent sosyal yaşamını oluşturuyor.

Berrak bir gökyüzü, pırıl pırıl deniz ve beyaz kumlar. Belki burası da birçok başka yerdeki plajlar gibi, fakat arkanızda yükselen gökdelenler her şeyi farklı yapıyor. Amerikan yaşam tarzının yarı tropikal coğrafyayı istilası gibi düşünüyorum. “Amerikan” dendiği zaman “gösterişli”, “büyük”, “çok” sıfatları kaçınılmaz biçimde kastedilen nesnenin başına geliveriyor. Günlük yaşamda hoşgörü ve güleryüz sosyal yaşama damgasını vurmuş. Çeşitlilik, ama tek toplum düzeni günlük yaşamı biçimlendiriyor. Düzenli bir toplum ve işlevsellik Amerikan tarzı yaşamı olanaklı kılan ana ögeler.

Amerika’nın her yerinde olduğu gibi burada da arabanız yoksa hiç bir şey değilsiniz. Çok fazla sayıda ve çok büyük arabalar her yerdeler, fakat trafik sıkışıklığı, gürültü, korna sesi, park sorunu yok! Benzin fiyatı 3 dolar 30 sent. Bizde de böyle diye düşünmeyin, çünkü bu fiyat litre değil, galon fiyatı. 1 galon dört litreye yakın. Yani benzin burada gerçekten üç otuz paraya!

Her ne kadar hoşgörü ve nezaket topluma egemen olsa da bu bölge kural ve disiplin anlamına da geliyor. 2. Dünya Savaşı yıllarında coğrafi yakınlık nedeniyle Florida askeri yığınak bölgesi olarak kullanılmış. O yıllarda burada asker olarak çok fazla sayıda Amerikalı bulunmuş. Bu askerler Miami’yi bir cennet olarak hatırladıklarından daha sonra dönüp buraya yerleşmişler. Bugün de eski askerlerin etkisi hissediliyor.

Burada Türkçeye “Florida şaplak dansı” diye çevirebileceğimiz bir şey öğrendik: Sivrisineklerden kurtulmak için kendi yüzlerini, ense, kol ve bacaklarını durmadan tokatlayan insanların hareketlerine böyle deniyor. Geniş bataklık ve sulak alanlar nedeniyle sivrisinek derdi burada da var. Harika bir iklim, verimli, yemyeşil topraklar üzerinde “otomobil uygarlığı”nı izlemekten yorulunca buraların ilk sahipleri Seminol kızılderililerini düşünüyorsunuz.

Başka ülkeler zengin tarihlerini müze, tapınak, saray ve katedrallerde gururla sergiliyor. Amerikalılar ise bugüne odaklanmış, sokaklar ve kumsallarda günü coşkuyla yaşıyor. Başka ülkeler için kültür ne demekse Amerikalılar için yaşam tarzı aynı öneme sahip. Ve artık Avrupalıların Amerikan yaşamını küçümsedikleri günler geride kalmış.

Hoşçakal Miami! Bye Miami!

Gökhan Korkmazgil

Gazella Turizm Amerika sayfası için tıklayınız.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s