Las Vegas

Yorum bırakın
Kuzey Amerika

Sıcak bir çöl günü öğleden sonrası. Las Vegas’ta baktığım heryer dalga dalga buharlaşıyor. Grand Canyon’a gitmek üzere bir otobüsün camından, şehrin her saat yanıp sönen ışıklarını geride bırakıp çölü seyrediyorum. 40 dakika süren bu yolculuk beni küçük bir uçuş pistine getiriyor. Dünyanın her yerinden turist var. Grand Canyon için havalanacak 7 kişilik helikopterler için anonsu bekliyoruz. Güvenlik hatırlatmalarından sonra yükseliyoruz, Grand Canyon 400km mesafede. Doğanın sabrı ve dinginliği, bilgeliği, telaşsızlığı, Las Vegas’tan sonra şifalı bir şiir gibi geliyor. Colorado Nehri’nin milyonlarca yıllık sabrının sessiz mucizesi karşılıyor bizi. Fotoğraf yarışında turistler. Oysa gözümü bile kırpmadan seyrediyorum bu mucizeyi, derin vadileri, toprak ve kayanın aldığı muazzam renkleri duyuyorum, kokluyorum. İndiğimiz yerde Arizona Kızılderilileri karşılıyor bizi. Tamamen kendilerinin işlettiği turistik tesistei Skywalk yürüyüşü için sıradayız. Kanyonun derinliğini daha iyi hissedebileceğimiz bir noktada, cam yüzey üzerinde yürüyoruz.Derin yüz çizgileri, doğanın şekillendirdiği güçlü elleri ile Kızılderili kadınlar, hiç bir aksaklığa yer vermeden uğurluyor bizi..Helikopter’den inip Vegas’a yaklaşırken hedonizmin nirvanası şehrin seslerini duyuyorum yeniden zihnimde, Arizona’nın rüzgarlı vadilerinden sonra.

Mojave Çölü’nün ortasındaki bir simülasyon evreni Las Vegas. Çöl, California sınırındaki, dünyanın en kurak coğrafyalarından olan Death Valley (Ölüm Vadisi) ile komşu. Mojave Çölü’ndeki bu kuraklık, 1931’de yapımına başlanıp 6 yıl süren Hoover Barajı ile hafifletilmeye çalışılır. Colorado Nehri üzerindeki bu baraj, 3 eyalet için gayet önemli bir kaynak. Baraj inşası sırasında buraya gelen işçilerle beraber nüfusu artan kasabalar oluşur ve zor coğrafi şartlarda çalışıp para kazanan işçiler için bir takım kumarhane ve eğlence alanları tasarlanır. Kumar oynatma izniyle beraber, 1940’lı yıllarda açılan otel ve kumarhaneler veya Vegaslılar’ın tabiriyle “oyun” (gaming) merkezleri yaygınlaşıp çoğalır. Dünyanın pek çok ülkesinden gangster ve büyük sermayedarların da yatırımlarıyla, tüketime dayalı, büyük hedonizm ve simülasyon evreni yaratılır.

Önceleri Vegas, 19.asrın başlarında bölgeye gelen göçmenler için bir vaha olmuş. Kurak coğrafyada “Jornada de muerto” (ölüm yolculuğu) yapan Ispanyol tüccarların, melekler şehri Los Angeles City’e olan serüvenleri sirasında, yeşilliği ve su kaynaklarından dolayı tercih ettikleri bir rota üzerindedir. Zira, o donem Meksika toprağı olan ve Kızılderili yerlilerin vatanı Las Vegas, “otlaklar” veya “yeşillikler” demek. 1848’deki bir anlaşmayla, Meksika’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçen Vegas, dönemin maden endüstrisinin en önemli yayılım ve ulaşım aygıtı olan tren yolları üzerindeki bir Railroad Town (demiryolu şehri) olarak, 1900’lerin ilk yıllarında şekil almaya başlar. Zira, Salt Lake City ve Los Angeles hattındaki bir istasyon şehridir.

Amerika’ya dair hayallerin, Amerikan rüyalarının en parlak, en cilalı sunumu Las Vegas’ta karşınıza çıkar. Hiç durmayan ve sizi de hiç uyumadan tüketmeye, ışıkların büyüsüyle efsunlanmaya davet eden bir gösteri dünyasıdır adım attığınız yer. Sırtınızı geceleri soğuk çöl iklimine dönüp yüzünüzü yakan neonlarla ısınacağınız bir dünya. Her yerde para sesinin yankılandığı, eğlencenin hayalleri zorlayan seçenekler sunduğu, gerçekliğe dair düşüncelerinizin bir müddet yok olacağı, “mış gibi” bir dünyanın kollarında bulacaksınız kendinizi. Ayrılırken, bunlar gerçek miydi sorusuyla başbaşa kalacaksınız.

Las Vegas Bulvarı “Strip”(kuşak), 6.5km uzunluğunda bir yol. Bu bulvar boyunca renkli bir dünya hazırlanmış. Vegas’a Amerika’nın pek çok şehrinden ve dünyanın pek çok başka ülkesinden yılda yaklaşık 40 milyon turist çekiyor Vegas ışıkları. Strip’te dünyanın 7 harikasını, Paris’in Eiffel Kulesi’ni, New York’un özgürlük anıtını, Venedik’in kanallarını ve gondollarını, Mısır’ın Luxor’unu ve aklınıza gelebilecek en bilinen mimari sembolleri, bu bulvar üzerindeki otellerde, gösteri merkezlerinde veya alışveriş merkezlerinde görebilirsiniz. Celebrity kostümleriyle dolaşanlar, fotoğraf çektirme yarışına giren turistler, Limuzin partileri, su gibi akan şampanya, parlak ışıkların cezbedici yüzü, tahminleri zorlayan eğlenceler, havuz partileri, lüx ve şatafatın doruklarını vaad eden oteller, bulvarın bittigi yerde çölün derin boşluğuna ve Vegas’ın karanlık yüzüne bırakır kendisini. Bambaşka yüzleri olan şehirde, Stripe’ı oluşturan Paradise, Winchester ve Ebterprise bölgesi merkez sayılıyor ve bu merkezin yaklaşık 650 bin nüfusu var. Tüm yerleşim birimleri, başta Meksikalılar olmak üzere değişik göçmen gruplarının oluşturduğu mahallerlerle birlikte yaklaşık 2.2 milyon nüfusa ulaşıyor. Nevada eyaletinin güney batısındaki Clark County, Vegas’a ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en büyük 30 otelinin 20’si burada. 500’e yakın otel boy gösteriyor şehirde. Her bütçeye, her ihtiyaca uygun konaklama seçenekleriyle dolu. İsterseniz müzik ve ışık gösterilerini seyrettiğiniz odanız, isterseniz suit daireniz, isterseniz ev konforunda Condominum daireler veya apart pansiyonlar. Ama mutlaka Strip’ın büyülü bir köşesinde olmak hep ilk tercih. Hepsi gösteriş yarışında, Her yıl daha lüx, daha parlak, daha büyük otel odalarında ağırlıyor ziyaretçilerini Vegas. Son zamanların en iyisi ve en gösterişlisi Steve Wynn’in Encore ve Wynn otelleri. Ya da bir klasik MGM Grand’ın The Mansion’u. Bellagio’nun Oceans Eleven ile meşhur su ve ışık havuzu, Caesar’a Palace ve uçsuz bucaksız alışveriş merkezi ve illustrasyonları, Palazzo, Mirage Otel’in volkan patlaması canlandırmaları, Planet Hollywood’un şimşekleri ve ünlü odaları, Treasure Island’ın korsan savaşları, Excalibur, Flamingo klasiği, The Venetian’da Venedik ve kanalları, Stratosphere kulesinde akşam yemeği ve manzara.. ve birbiriyle yarışan kulüp ve restoranları. Dünyanın en becerikli ahçı ve şeflerinin, sınırsız yaratıcılıkta ve lezzette yemek sunumları.

Tek başına büyük bir illüzyon olan Vegas’ta David Copperfield’in ünlü illuzyon gösterileri veya Cirque du Soleil’in ”O “ show’u. Mavi adamların Blue Man’i ya da dünyaca ünlü şarkıcıların turne konserlerinden biri. Tabii tüm bunlar için çok önceden rezervasyonlar gerektiği gibi uzun sure beklemek de gerekebilir.

Zamansız şehir Vegas’ta her yol kumarhaneye çıkar. Tüm otellerin girişi büyük birer casino; yani slot ve açık oyun masaları bir arada ve ayrıca “büyük oyuncular” için özel salon ve odaları bulunuyor. Ayrıca şehirde heryerde, markette, tuvaletlerde, havaalanında, alışverişte slot ve poker makineleri mutlaka bulunuyor. Saatleri ve gün ışığını göremediğiniz kumarhanelerde günün hangi saatinde olduğunuzu bilmeden kapılabilirsiniz oyunun rüzgarına. Las Vegas’a Lost Wages (kayıp maaşlar) denmesi de bu rüzgarla kaybedilmiş maaşlar sebebiyle olmalı. Sadece kumarhaneler değil, alışveriş merkeleri de gökyüzü ve gündüz efektli gergi tavan ve aydınlatmalarıyla, günün her saati sizi tüketim tapınaklarındaki sanal mutluluk ayinlerine davet ediyor.

Gece gündüz, saati önemli olmaksızın çöl iklimi soğuğunda veya gündüz kuru iklimin 40 derecesinde, bir Ferrari ya da daha başka marka arbalarla sürüş denemeleri, klasik araba deneyimleri ya da helikopterinizden gece ışıklarıyla şehir seyri yapabilirsiniz.

Bir yol üstü evlilik kilisesi veya şapelinde, hazır şahitlerin bulunduğu bir nikaha rastlayabilirsiniz. Hızlı Vegast’taki her şey gibi evlenmek de birkaç dakikaya bakıyor bu şehirde.

Başka bir gün, Amerika’nın ünlü outlerlerinde, daha düşük eyalet vergilendirmesine sahip mağazalarda tüketime devam edebilir ya da dünyanın “en” lerinin şehrinde, dünyanın en büyük hediyelik eşya mağazasını, en pahalı butikler ve sayısız marka mağazalarını gezebilirsiniz.

Yetişkinlerin Disneyland’ı da denilebilecek Vegas’ta, New York New York Otel önündeki Roller – Coaster hızlı treni, her yaştan ziyaretçiyi çekerken, Turbo Drop ile düşme heyecanı, Discovery Çocuk Dünyası,Silverton Otel Akvaryumu, Flamingo Otel vahşi yaşam habitatı, Rim Runner su kaydırağı, M&M Çikolata dünyası ve benzeri seçenekler de size bekliyor. Ya da dizilerde seyrettiğimiz dedektiflik maceralarını yaşamak için, CSI Müzesi’ni bir senaryo ekseninde gezebilirsiniz.

Renkli ve hızlı yaşamın biraz dışına çıkıp sanatın sakinleştirici eli için Bellagio Güzel Sanatlar Galerisi, Guggenheim Galerisi, City Center Güzel Sanatlar Koleksiyonunu ya da kişisel koleksiyonlar gezilebilir.

Dev hamburgerlerden Brezilya restoranlarına, Fransız şık sofralarından Uzak Doğu mutfağına, Michelin’li şeflerden, otellerin açık büfelerine kadar pek çok restoran alternatifinin olduğu şehirde ayrıca 55 degree wine&design tadım müzelerine de uğrayabilirsiniz.

Elektrik yükünden uzaklaşıp yeniden doğanın şifalı eliyle buluşmak için Red Rock Canyon’da çarpışan tektonik kütlelerin mucizesini, renklerin uyumunu seyredebilirsiniz.

Las Vegas vahasından ayrılıp Nevada’nın uçsuz bucaksız düzlüğünde, Illinois’ten Los Angeles’a uzanan Route 66 yolunda eski Railroad istasyon molalarıyla, western bir radyo yoldaşlığında Amerikan rüyasına devam edebilirsiniz.

Günseli Çınar

Gazella Turizm Amerika sayfası için tıklayınız.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s